20 Eylül 2010 Pazartesi

Üniversite Mi Rüya Mı?

"Geçmişin bana neler hazırladığını bilmiyorum."
(Murat Menteş, Dublörün Dilemması)


Okulların açıldığı dönemdeyiz. Yüksek öğrenime kadar olanlar, memleketlerinde okula başlayacaklar. Üniversiteli olanlar ise -genelde- başka illere gidiyor. Yani bu ara şehirlerarası yolculukların yoğun olduğu bir dönem. Peki biz ne yapıyoruz, ne hissediyoruz bu dönemde?

"Yaz" tatil demektir. Biz de kendimizi önce "tatilde" diye sayıyorduk. Bilahare baktık ki, öğretmen atamaları ertelendi. Bu sefer "tatil" uzadı dedik. Lakin kendimizi kandırıyorduk. Amin Maalouf da "Yüzünce Ad"ında şöyle diyordu: "Şu işe bakın: Tüm bir peri masalı kuruyorum kendi kendime! Ne yapalım; hayali de olsa, bir iki yaşama nedeni bulmam gerek. Felaketlerin üstünden aşabilmek için kimi zaman, yeri doldurulmaz bir köprü kurmaktır kendi kendine yalan söylemek..." Biz de kendimize yalan söyledik. Tatilde filan olduğumuz yoktu. 4 senelik üniversite -yani 16 yıllık öğrencilik hayatı- bitmişti.

3 aydır birçoğumuz vaktinin çoğunu evde geçiriyor. Alışkın değiliz biz buna. Buna binaen de sıkılan çok oluyor -Kpss'yi saymıyorum bile.- Sanki 3 ay öncesine kadar sabah kalkıp dışarı çıkan, akşam/gece anca eve/yurda dönen biz değiliz. Bu kadar kısa süre içinde mutasyona mı uğradık acep, anlayabilmiş değilim.

Yoksa bir rüyadan mı uyandık? Hiç yaşanmamış bir şeyi de özleyemem değil mi? Peki, rüya özlenir mi? Biriniz bana cevap versin lütfen.

"Geçmiş ölü değildir, geçmemiştir bile"
(William Faulkner)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder